- Ben... dedim
- Sen kim oluyorsun, dediniz
- Siz... dedim
- Bizi ağzına alma !..., dediniz
- Onlar... dedim
- Onların lafı mı olur? dediniz
- Allah şahidim olsun ki... dedim
- Şahitsiz, ispatsız konuşamaz ki... dediniz
Sustum
- Kim bilir ne fesatlık düşünüyor?... dediniz
Kafamı sağa sola sallayarak lahavle çektim
- Bize sövüyor...dediniz
Abdest almak için kollarımı sıvadım
- Bize meydan okuyor...dediniz
Önemli bir haberi size ulaştırmak için koşa koşa yanınıza geldim
- Üstümüze yürüyor... dediniz
Dua ettim, size el açtığımı sandınız,
- Dileniyor...dediniz
Kalemimi açacak oldum,
- Bıçak çekiyor... dediniz
Size bir sigara vermek için elimi tabakaya attım
- Tabancaya davranıyor... dediniz
Artık çok oluyorsunuz. Bir adamın tahammülü bundan fazla olamaz. Hasta döşeğimde doktoru dilime bakarken görseniz, benim için, nerdeyse,
- Tıbba, fenne, iyiliğe dil çıkarıyor... diyeceksiniz.
Evet... Doğru söylüyorsunuz. Ancak, tıbba değil, fenne değil; size dil çıkarıyorum... Ve iste simdi, sola kaçmış boyunbağınızı düzeltmek için ellerimi uzatıyorum.
- Gırtlağımıza sarılıyor... diyorsunuz,
Evet... Gırtlağınıza sarılıyorum. Adamsanız koruyun gırtlağınızı!
Arif Nihat ASYA
Ve İşte o an! İbtal-i his yaşadı insan ve canavarlaştı. Yokuşunda bıraktı tüm duygularını yaşadığı türbülansın
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Bir gönlümü kırdın; ağlamalısın. Hele özür dilemesini bilmiyorsan; senden dost olmaz, Senden yârân olmaz ya incittiğin, kırdığın gönlü ALL...
-
• Duyduğun her şeye inanma, elindeki her şeyi harcama ve de canının istediği kadar uyuma • ”Seni seviyorum” dediğin zaman, inanarak ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder